Ders 31 · Aşama 3: Planlar, rica ve karşılaştırma
Rica, teklif ve izin
BaşlangıçRequests, offers and permission
Kalıp ve kullanım
Could you…? Would you mind…? Can I…? Would you like…? — kibarca sormak
1.Genel bakış
Yardım istemek, izin istemek, teklif etmek ve davet etmek — İngilizce bunların hepsi için can, could, may, would ve shall ile kurulan sorular kullanır. Tablo temel kalıpları topluyor.
| Amaç | Kalıp | Örnek |
|---|---|---|
| Birinden bir şey yapmasını istemek | Can / Could / Will / Would you + fiil? · Would you mind + -ing? | Could you help me with this? |
| Bir şey istemek | Can / Could / May I have + isim? | Could I have the menu, please? |
| İzin istemek | Can / Could / May I + fiil? · Do you mind if I + Simple Present? | Can I use your charger? |
| Yardım teklif etmek | Shall I / Can I + fiil? · Would you like me to + fiil? | Shall I carry that for you? |
| Davet etmek, bir şey ikram etmek | Would you like + isim / to + fiil? | Would you like to come for dinner? |
İngilizcede bir rica, soru + please ve could / would ile kibar hale gelir. “Open the door.” gibi çıplak bir talimat, yabancı birine emreder gibi duyulur.
2.Birinden bir şey yapmasını istemek
Can you…? samimidir — arkadaşlar ve aile için. Could you…? daha kibardır ve neredeyse herkesle kullanılabilir. Would you mind + -ing? çok kibardır, daha büyük bir iyilik için uygundur. Burada could'un geçmiş zaman anlamı yoktur.
Can you turn the TV down a bit?
Televizyonun sesini biraz kısar mısın?
Could you say that again, please?
Bir daha söyleyebilir misiniz, lütfen?
Would you mind waiting a few minutes?
Birkaç dakika beklemeniz sorun olur mu?
Mind, “sakıncası olmak, itiraz etmek” demektir. Bu yüzden Would you mind…? ricasını kabul etmek için No, not at all. / Of course not. — ya da sadece Sure! de. Düz bir “Yes”, “evet, sakıncası var” anlamına gelir.
3.Bir şey istemek ve izin istemek
Bir şey istemek: Can I have…? / Could I have…? (kafelerde ve dükkânlarda, özellikle ABD'de, Can I get…? de duyarsın). Bir şey yapmak için izin istemek: Can I / Could I / May I + fiil? — en resmîsi May I'dır. Do you mind if I…? çok kibardır; if'ten sonraki fiil Simple Present'tadır.
Could I have the bill, please?
Hesabı alabilir miyim, lütfen?
Can I borrow your umbrella? I'll bring it back tomorrow.
Şemsiyeni ödünç alabilir miyim? Yarın geri getiririm.
May I come in?
Girebilir miyim? (resmî)
Do you mind if I open the window?
Pencereyi açmamın sakıncası var mı?
Cevaplar: evet — Sure. / Of course. / Go ahead.; yumuşak bir hayır — Sorry, I'm using it right now. Could I…? sorusuna Yes, of course ya da Yes, you can diye cevap verilir — Yes, you could değil.
4.Teklif etmek ve davet etmek
Yardım teklif etmek: Shall I…? (İngiliz), Can I…?, Would you like me to…? ya da sadece I'll…. Bir şey ikram etmek ya da davet etmek: Would you like + isim / to + fiil?
You look lost. Can I help you?
Kaybolmuş gibisiniz. Yardım edebilir miyim?
Would you like me to drive you home?
Seni evine bırakmamı ister misin?
Would you like a slice of cake?
Bir dilim kek ister misiniz?
Would you like to come to Hoi An with us next month?
Gelecek ay bizimle Hoi An'a gelmek ister misin?
Dikkat: Would you like…? bir tekliftir; Do you like…? ise zevklerini sorar.
Do you like green tea? — Yes, I drink it every morning.
Yeşil çay sever misin? — Evet, her sabah içerim. (zevk soruluyor)
Would you like some green tea? — Yes, please.
Biraz yeşil çay ister misin? — Evet, lütfen. (teklif)
would like dersine ve “Öneriler” dersine de bak (Shall we…? Why don't we…?).
5.Sık yapılan hatalar
Would you mind to wait a moment?Would you mind waiting a moment?
mind'dan sonra -ing gelir.
Do you mind if I using your charger?Do you mind if I use your charger?
if I'dan sonra Simple Present gelir.
May I to come in?May I come in?
may'den sonra to gelmez.
Would you like that I help you?Would you like me to help you?
would like + kişi + to + fiil.
Would you like going to the cinema tonight?Would you like to go to the cinema tonight?
Would like'tan sonra to + fiil gelir.
Will I carry your bag?Shall I carry your bag?
Teklif Shall I / Can I ile yapılır, Will I ile değil.
Örnekler
- Could you open the window, please? It's hot in here.
- Would you mind closing the door? It's a bit noisy outside.
- Can I borrow your pen? I've lost mine.
- Would you like to come to dinner on Saturday?
