Ders 116 · Aşama 10: İleri yapılar
“The more …, the more …”
İleriKalıp ve kullanım
the + karşılaştırma, the + karşılaştırma — birlikte değişen iki şey
1.Yapı
Bu kalıp birlikte gerçekleşen iki değişimi birbirine bağlar: The + karşılaştırma derecesi + özne + fiil, the + karşılaştırma derecesi + özne + fiil. İki yarı da the ile başlar ve aralarında genellikle virgül olur.
| the'den sonra gelen… | Birinci yarı | İkinci yarı |
|---|---|---|
| kısa sıfat / zarf + -er | The older I get, | the calmer I feel. |
| more / less + uzun sıfat | The more popular a restaurant is, | the longer you wait. |
| more / less / fewer + isim | The more friends you invite, | the more food we'll need. |
| tek başına more / less | The more I listen to this song, | the less I like it. |
| düzensiz karşılaştırma derecesi | The further you live from work, | the earlier you have to get up. |
Türkçede “Ne kadar çok uyursan, o kadar iyi hissedersin” deriz — artikel yoktur. Bu yüzden öğrenciler özellikle birinci yarıda the'yi atar (“More you sleep, the better…”). Unutma: iki yarı = iki the.
2.Ne zaman kullanılır
1. İki şey aynı yönde değişir
The more you practise, the easier it gets.
Ne kadar çok pratik yaparsan o kadar kolaylaşır.
The longer we waited, the angrier the customers got.
Ne kadar uzun beklediysek müşteriler o kadar sinirlendi.
2. İki şey zıt yönlerde değişir — yarılardan birinde less / fewer kullan
The less you spend now, the more you'll have for the trip.
Şimdi ne kadar az harcarsan gezi için o kadar çok paran olur.
The more time kids spend on screens, the fewer books they read.
Çocuklar ekran başında ne kadar çok vakit geçirirse o kadar az kitap okuyor.
3. Kısa biçimler — be fiilini at ya da anlam açıksa sadece iki karşılaştırma derecesini bırak
The bigger the room, the higher the rent.
Oda ne kadar büyükse kira o kadar yüksek. (= the bigger the room is, the higher the rent is)
When do you need it? — The sooner the better.
Ne zaman lazım? — Ne kadar erken olursa o kadar iyi.
Can I bring my cousin? — Sure, the more the merrier!
Kuzenimi de getirebilir miyim? — Tabii, ne kadar kalabalık o kadar eğlenceli!
3.Sözcük sırası ve zamanlar
- Karşılaştırma öbeğinin tamamı — yanındaki sıfat ya da isimle birlikte — kendi yarısının başında, the'nin hemen arkasında yer alır: the more comfortable I feel (the more I feel comfortable değil), the more mistakes I make.
- Kısa sıfatlar more değil -er alır: the harder, the cheaper, the busier (the more hard değil). Düzensiz biçimler: good → better, bad → worse, far → further / farther, much / many → more, little → less. “Karşılaştırma” dersine bak.
- En üstünlük derecesi değil, karşılaştırma derecesi kullan: the most… değil, the more….
- Gelecek için birinci yarıyı Simple Present'ta kur, ikinci yarıda will kullan — tıpkı if'li bir cümlede olduğu gibi: The more you practise, the better you'll speak (the more you will practise değil).
- be ile özne + be sırasını koru ya da be'yi at: the more expensive the ticket (is). Günümüz gündelik İngilizcesinde bunu “the more expensive is the ticket” diye çevirme.
The more tired I get, the more mistakes I make.
Ne kadar yorulursam o kadar çok hata yapıyorum.
The more you practise, the better you'll speak.
Ne kadar çok pratik yaparsan o kadar iyi konuşursun. (birinci yarı: Simple Present)
The more I got to know her, the more I liked her.
Onu tanıdıkça daha çok sevdim. (geçmişte geçen bir olay: iki yarı da geçmiş zamanda)
4.“more and more” ile aynı değil
Karşılaştırma derecesi + and + karşılaştırma derecesi (busier and busier, more and more expensive), tek bir şeyin zamanla yavaş yavaş değişmesini anlatır. The …, the … ise iki şeyi bağlar: biri değişince öteki de değişir.
Hanoi is getting busier and busier.
Hanoi giderek kalabalıklaşıyor.
More and more people are working from home.
Giderek daha fazla insan evden çalışıyor.
The busier Hanoi gets, the more I miss my quiet hometown.
Hanoi kalabalıklaştıkça sakin memleketimi daha çok özlüyorum.
Kendine kaç şeyin değiştiğini sor. Zamanla değişen tek şey → -er and -er / more and more. Birindeki değişimin ötekine yol açtığı iki şey → the …, the ….
5.Sık yapılan hatalar
More you sleep, the better you feel.The more you sleep, the better you feel.
Birinci yarıda da the gerekir.
The more I study, the more better I understand.The more I study, the better I understand.
Better zaten karşılaştırma derecesidir — more ekleme.
The longer I live here, the more I feel comfortable.The longer I live here, the more comfortable I feel.
Sıfat, the more ile birlikte başta kalır.
The more hard you work, the more you earn.The harder you work, the more you earn.
Hard kısa bir sıfattır, bu yüzden harder olur.
The most I travel, the more I learn about myself.The more I travel, the more I learn about myself.
En üstünlük derecesi değil, karşılaştırma derecesi kullan.
The more you will practise, the better you will speak.The more you practise, the better you'll speak.
Birinci yarı gelecek için Simple Present kullanır.
Örnekler
- The more you read, the better your English gets.
- The harder you work, the luckier you get.
- The faster you drive, the more petrol you use.
- The earlier we leave, the less traffic there will be.
